Andy Warhol’un pop arttaki yeri nedir?
Andy Warhol’un pop arttaki yeri, tekrarın kendisini iş haline getirmesidir. Dolaşımda olan imgeleri, aralarında çorba etiketleri ve bir tanıtım yüzü de olmak üzere, baskı görünür olana kadar çoğaltır. Konu ünlü olmaktır. Yöntem, o ünlülüğün nasıl üretildiğini yüzeyde bırakmaktır.
Warhol 1928’de doğmuş, 1987’de ölmüştür. Ticari çizerlikten resme geçen yolu sık anlatılır. Bu yazı atölye efsanesi biriktirmez.
Emin olunanı tutar: serigrafi, 1962 tarihli Campbell's Soup Cans ve onu izleyen Marilyn serigrafileri. Terimin çerçevesi pop artın tanımında duruyor.
Onu bütün hareketle bir tutmak kolaydır, çünkü yüzü ve yöntemi çok dolaştı. Lichtenstein noktanın büyütülmesiyle başka bir kapı açar. İkisi komşudur, aynı jesti tekrarlamaz. Lichtenstein’ın çizgi romanı bu farkı ayrıca tutar.
Serigrafi neden önemlidir?
Serigrafi, boyanın el yazısı gibi akmasından çok, bir şablonun tekrarından gelir. Aynı görüntü bir kez daha, bir kez daha basılabilir. Küçük kaymalar, mürekkep farkları ve renk değişimleri her baskıyı birbirinin tıpkısı olmaktan çıkarır.
Warhol bu mekanik yakınlığı saklamaz. İşin konusu haline getirir.
El emeğinin tekliği, bu yöntemde ana olay olmaktan çıkar. Yine de yüzey kör bir kopya değildir. Renk üst üste bindikçe yüz ya da kutu hem tanıdık kalır hem bir grafik düzleme dönüşür. Bakmak, ürünü tanımak ile baskıyı görmek arasında gider gelir.
Bu nedenle Warhol’un popüler kültürle ilişkisi bir hayranlık afişi değildir. Marketin, stüdyo fotoğrafının ve derginin ürettiği imgeleri alır, onların zaten çoğaltılmak üzere tasarlandığını görünür kılar. Popüler kültürün malzeme oluşu bu jestin daha geniş halidir. Warhol o genişliğin en net baskı örneğidir.
Çorba kutuları ve Marilyn
Campbell's Soup Cans 1962 tarihlidir. Konserve, mutfak rafının sıradan birimidir. Warhol onu resmin birimi yapar. Etiket okunur kalır.
Tekrar, market koridorundaki dizilmeyi akla getirir. Yüceltilen şey çorbanın tadı değildir. Tanıdık bir ambalajın, sanatın konusu olabilecek kadar net bir biçimi olduğudur.
Marilyn serigrafileri bu diziyi izler. Bir tanıtım fotoğrafı renk katmanlarından geçer. Yüz, hayran olunan kişi olarak kalır ve aynı anda bir baskı yüzeyi olur.
Ağız, göz ve saç yüksek kontrastla ayrılır. Renk değiştikçe duygunun tonu da değişir, ama kaynak fotoğrafın soğukluğu kaybolmaz.
İki örnek birlikte okununca Warhol’un seçtiği kültür anlaşılır. Biri market malıdır, diğeri yıldız imgesidir. İkisi de evden önce dolaşımdadır. İkisi de tekrar sayesinde anıtlaşır.
Anıt burada mermer ağırlık değil, çoğaltmanın kendisidir. İnsan o yüzü ya da o etiketi zaten görmüştür. İş, o görmüş olmayı konu edinir.
Renk bir duygu değil, bir karar
Warhol’un renkleri doğadan karıştırılmış ara tonlar gibi davranmaz. Ticari renk gibi durur: düz, adlandırılabilir, cesur. Bir yüzde pembe, turkuaz ya da sert bir kırmızı, duygunun resmi olmaktan çok baskının kararıdır.
Duygu yine de okunur. Kaynağı fırçanın coşkusu değil, rengin seçimidir.
Aynı imgenin farklı renklerde tekrarlanması, tek bir doğru hali olmadığını gösterir. Marilyn bir kez pembe, bir kez daha soğuk bir zemin üzerinde başka bir Marilyn’dir. Öz, renk değişince kaybolmaz.
Yüzey değişir. Bu, pop artta tekrarın neden kopya suçlamasından daha ince olduğunu anlatır.
Evde bu ders abartısız durur. Bütün duvarı renk örnekleriyle doldurmak gerekmez. Tek doygun renk, sakin bir zeminde, Warhol’un ekonomisine uzaktan benzer: az birim, net karar, tekrarın ihtimali. İhtimal, rafta on kopya biriktirmek zorunda değildir.
Warhol hakkında yanılgılar
İlk yanılgı, onun yalnızca kopyaladığıdır. Kaynak imgeler başkasına aittir, bu doğrudur. İş, o kaynağı seçmekte, ölçeğini ve rengini kararlaştırmakta, tekrarı görünür bırakmaktadır.
Kopya ile yöntem arasındaki fark burada durur. Kaynağı gizlemek bu işlerin derdi değildir.
İkinci yanılgı, pop artın Warhol’dan ibaret sayılmasıdır. O, en çok dolaşan isimdir. Britanya’daki erken kolaj, Lichtenstein’ın noktaları, Oldenburg’un nesneleri başka kapılardır. Tek isimle yetinmek terimi daraltır.
Üçüncü yanılgı, üzerindeki her ticari ürünü o sanatın parçası saymaktır. Yöntem, raftaki her kutuya kendiliğinden geçmez.
Dördüncü yanılgı, duygusuzluktur. Kontrollü bir ton vardır. Marilyn’in yüzündeki makyaj zaten bir maskedir. Warhol o maskeyi bozmaz, rengiyle çoğaltır.
Soğukluk, boşluk değildir. Bakışın mesafe tutmasıdır. Bu mesafe, popüler kültürü aşağılamaz. Onun üretim biçimine yakından bakar.
Tek doygun renk, sakin zemin
Warhol’u evde uygulamak, duvara çorba etiketi dizmek değildir. Daha dayanıklı ders, tek bir doygun rengi sakin bir zemine koymak ve tekrarı ancak aralık varsa kullanmaktır. Kırmızı, bu ders için net bir örnektir.
Bağırabilir. Yanında boşluk varsa bağırmaz, durur.
Parlak kırmızı Passing Through figürü, yüzü elleriyle kapatan oturan bir pozda, rengi tek bir gövdeye toplar. Jest kapalıdır. Renk açıktır.
Bu ikili, Warhol’un düz kırmızısına öykünme iddiası taşımaz. Odada aynı ekonomiyi hatırlatır: bir karar, bir yüzey, geri kalanın susması.
Parlak beyaz ayı figürü karşı ucu tutar. Beyaz, doygun rengin yanına konduğunda nefesi açar. İkisini aynı rafa sıkıştırmak gerekmez.
Biri kırmızının cümlesi, diğeri boş bir sayfa gibi durabilir. Seçki bitişleri karşılaştırmak için yeter. Işık, parlak yüzeyde sert bir leke bırakıyorsa kaynağı biraz yan çevirmek formu geri getirir.
Kısa bir kapanış
Warhol, popüler kültürü konu edinirken baskının tekrarını saklamaz. Çorba kutusu 1962’de bu yöntemin market halidir. Marilyn serigrafileri aynı yöntemin yüz halidir. İkisi de tanıdık olanı, çoğaltmanın içinden yeniden okutur.
Tanım sayfası terimi geniş tutar. Lichtenstein sayfası diğer büyük grafik kapıyı açar. Popüler kültür yazısı, yıldız ve ambalajın ötesinde ortak imgeye bakar. Evde ise tek doygun renk, bu tarihin en sakin özetidir.





