Koleksiyon figürleri dekorasyonda nasıl durur?
Koleksiyon figürü dekorasyonda, doğru boşluk verildiğinde odanın bir cümlesi gibi durur. Tek başına bir konsolun ortasını tutabilir, bir holün sonuna bir odak koyabilir ya da koyu bir nişte renk olarak çalışabilir. Dağınık bir rafın içinde eridiğinde ise aksesuar olur. Fark, parçanın kendisinden çok, etrafına bırakılan mesafededir.
Bu mesafe, figürü ciddiye almakla aynı şeydir. Bir obje bakılacaksa, bakılacak bir yüzeye ve bir arka plana ihtiyaç duyar. Kalabalık, her parçayı eşit derecede görünmez kılar. Sakin bir yerleşim, bir parçanın siluetini geri verir.
Altın tonlu şaha kalkmış at, bu ilkenin açık bir örneğidir. Siyah kaide, gövdeyi yerden keser. Altın yüzey ışığı toplar. Parça, klasik bir lobi cümlesi kurar. Yanına küçük objeler dizmek, o cümleyi fısıltıya çevirir. Dekoratif objeler arasında da aynı kural geçerlidir.
Aksesuar ile obje arasındaki fark
Aksesuar, bir mobilyayı tamamlamak için oradadır. Obje, mobilyanın temposunu değiştirir. Koleksiyon figürü ikinciye yaklaştıkça dekorasyon daha netleşir. Bir kâse, bir kitap ve bir figür aynı raftaysa, figürün hangisinin hizmetinde olduğu belli olmalıdır. Hepsi aynı sesle konuşursa raf bir vitrin olmaktan çıkar, bir depo olur.
Objeyi obje yapan şey pahalı görünmesi değildir. Kenarının okunmasıdır. Şaha kalkan bir atın bacakları, kaidesinin katları ve arkasındaki duvar birbirinden ayrılıyorsa parça çalışıyordur. Ayrılmıyorsa, etrafı sadeleştirmek gerekir.
Mat siyah çok yüzlü goril başka bir obje cümlesi kurar. Varili başının üstünde tutan köşeli gövde, altın atın kıvrımından tamamen farklı bir ritim taşır. Biri klasik bir yükseliş, diğeri çağdaş bir kütledir. İkisi de dekorasyonda durabilir. İkisi aynı köşede aynı işi görmez.
Renk, kaide ve boşluk
Renk, figürün duvarla kurduğu ilk ilişkidir. Altın ton, koyu bir zeminde mücevher gibi toplanır. Açık bir zeminde ise daha çok bir heykel silueti olur. Mat siyah, açık duvarda net bir gölge bırakır. Koyu duvarda ise kenarları erir; o zaman bir spot ya da yandan gelen gün ışığı gerekir.
Kaide, parçanın ayakkabısı gibidir. Atın siyah kaidesi, hareketi durdurup gösterecek bir zemin verir. Kaidesiz ya da çok alçak duran bir form, halının desenine karışabilir. Kaideyi gizlemek, parçayı küçültür. Kaideyi göstermek, parçayı yerden ayırır ve bakışı yükseltir.
Boşluk, üçüncü malzemedir. Bir figürün yüksekliği kadar bir nefes, sağında ve solunda, çoğu zaman yeter. Ölçüyü santimetreyle kilitlemek gerekmez. Göz, sıkışmayı hemen fark eder. İki obje birbirinin konturunu kesiyorsa aralık dardır. Konturlar ayrı duruyorsa aralık doğru başlamıştır.
Yerleşimde sık düşülen yanılgılar
İlk yanılgı, her yüzeyi doldurmaktır. Boş konsol, eksik bir dekorasyon gibi görünür. Oysa boşluk, figürün çalıştığı yerdir. Bir at heykelinin etrafındaki açık alan, altın yüzeyi daha ağır kılar. Doldurulmuş bir yüzey, aynı altını sıradanlaştırır.
İkinci yanılgı, bütün figürleri aynı hizaya dizmektir. Eşit aralık, depo düzenidir. Dekorasyonda bir parça önde, biri daha sakin, biri tamamen başka bir odada olabilir. Hiyerarşi, snobluk değildir. Gözün dinleneceği bir sıra kurmaktır.
Üçüncü yanılgı, figürü yalnızca genç bir oyuncak köşesine ait sanmaktır. Şaha kalkmış bir at, klasik bir salona girebilir. Köşeli bir goril, sade bir ofis holüne girebilir. Malzeme ve duruş, yaştan bağımsız bir dil kurar. Bu dili büyük sanat objeleri ile birlikte düşünmek yararlıdır.
Salon, hol ve çalışma köşesi
Salonda figür, oturma grubunun bakış hattına girmelidir. Televizyonun hemen yanında bağırırsa ekranla yarışır. Bir yan sehpanın ya da şömine boşluğunun üzerinde, daha sakin bir odak olur. Salonda figür yerleşimi bu hattı daha ayrıntılı kurar.
Hol, siluet işidir. Gelen kişi parçayı yandan görür ve yürür. Bu yüzden profili güçlü bir form, holde iyi çalışır. Şaha kalkan at, tam da bu profile sahiptir. Dar bir holde ise daha dikey, daha sade bir kütle rahat eder. Gorilin köşeli omzu, yeterince geniş bir girişte net okunur.
Çalışma köşesinde figür, ekranın karşısına geçmemelidir. Göz, gün boyu iki odak arasında yorulur. Masadan biraz uzakta, bir kitaplığın yanında duran parça, ara sıra bakılan bir nefes olur. Sürekli görüş hattında olan parça, kısa sürede gürültüye döner.
Pratik bir yerleştirme sırası
Önce parçayı tek başına, geçici bir yüzeye koyun. Bir gün boyunca salonun farklı saatlerinde bakın. Sabah ışığı altını ısıtır. Akşam ışığı siyahı derinleştirir. Bu bakış, kalıcı yeri seçmeden önce en ucuz provadır.
Sonra komşuları azaltın. Kitaplar yatay bir bant kuracaksa, figür o bandın dışında kalsın. Bir lamba gerekiyorsa, ışık parçanın yüzüne gelsin, abajur silueti kesmesin. Halı deseni çok hareketliyse, kaideyi desenin sakin bir bölgesine alın.
En son, ikinci bir figürü düşünün. İkinci parça ancak birincinin cümlesi oturduktan sonra gelmelidir. Altın bir atın yanına mat siyah bir kütle, aralarında gerçek bir mesafe varsa konuşur. Mesafe yoksa ikisi de vitrin kalabalığı olur. Odak fikrini tek bir statement parça üzerinden kurmak bu kararı netleştirir.
Dekoru bir cümlede bırakmak
Koleksiyon figürü, evi bir mağazaya çevirmek için değildir. Bir köşeye anlam vermek içindir. Altın bir at, siyah bir kaide, mat bir goril: her biri tek cümlelik bir iş görebilir. Cümle kurulduysa, etrafa eklenen her yeni nesne gerekçesini söylemelidir.
Gerekçe yoksa boşluk daha iyidir. Boşluk, ihmal gibi görünür ve aslında parçanın çerçevesidir. Çerçeve daralınca heykel küçülür. Çerçeve açılınca aynı heykel odanın ölçüsünü değiştirir.
Koleksiyondan bir parça seçip onu bir gün yalnız bırakmak, bütün bir dekorasyon planından daha öğreticidir. Figür yerini bulunca oda gerisini kendi söyler.





